Mayıs, 2015 için Arşiv
May 28, 2015 - anı, kişisel, siyaset    Yorum Yok

Gezi-yorum!

gezi-parki.-ozetGezi Direnişi diye bilinen, toplumsal başkaldırımızın üzerinden tam 2 yıl geçti. Tarihe not düşmek ve bu olayların içine dahil olmayanların, yaşananları ondan-bundan, televizyondan duyanların  durumu nasıl algıladıklarına dair referans olması adına bu yazıyı yazmak istedim. (Malumunuz, tam bağımsız! medyamız bir süredir işlevini yerine getiremez halde ve kalemini <onuru ile beraber paketleyip> satmış durumda!)

Hatırlıyorum da, her şeyin başladığı o hafta  benim için oldukça zor bir dönemdi. İş hayatının sıkıntıları ve özel hayat huzursuzlukları üst üste gelince yapılabilecek en akıllıca şey bir kaç gün izin alıp, İstanbul’dan kaçmaktı. Kafadengi bir arkadaşımı ayarttım ve Keşan-Mecidiye’nin yolunu tutuverdik. Laf aramızda kimseye çaktırmadan  işten 2 saat erken çıkmış, hemen hiç trafik çilesi çekmeden, güzelce varmıştık Ali’nin yerine. Havanın biraz serin olması ve henüz Saros’ta dalış sezonunun açılmamış olması büyük şansımızdı,  mekan bomboştu.  Daha önceden gidenler bilirler, Ali’nin yerinde telefonlar neredeyse hiç çekmez, odalarda pek bir konfor yoktur ve ortamda teknoloji namına sadece hiç bir kanalı göstermeyen dekor niyetine konulmuş eski bir televizyon vardır!

Uzun zamandır tatil yapmamıştım, şarabımı açıp, çimenlere uzandım. Kitap okuyup, aylaklık yapma niyetimi hayat geçirirken, uzun uzun çalmaya başladı o az çeken telefonum. Hattın diğer tarafında  çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. <ne yalan söyleyeyim>, dünyanın en fazla yıldızını barındıran gökyüzünden ve çoktan yarılanmış 3. sınıf market şarabımdan vazgeçerek o telefona bakmak o anda zulm gibi geldi (iyi ki bakmışım!) . Arkadaşım, panik halde;  “neredesin oğlum?”, “ölüyoruz biz burada?”, “bugün burada değilsen, ne zaman yanımızda olacaksın?” gibi bol panikli , serzeniş dolu, anlam veremediğim cümleler kuruyordu, ambale olmuştum! Aklıma, uzun süredir beklenen büyük İstanbul depremi geldi nedense…eyvah dedim!  Annem! Ailem! Arkadaşlarım! Kafamdan jet hızıyla  Keşan’dan İstanbul’a en hızlı nasıl gidebileceğim ve  sevdiklerimi nasıl kurtarabileceğim gibi garip şeyler geçmeye başladı! Neyse ki konunun deprem olmadığı kısa sürede netleşti, biraz olsun rahatlamıştım!

Gezi Parkı diyordu arkadaşım, Polis diyordu, biber gazı diyordu…diyordu da ne diyordu! Kesilip duran telefondan ve onun kısa sürede çok şey anlatma çabasıdan olsa gerek hiç bir şey anlamıyordum…derken hat kesildi, bir daha da ulaşamadım! Kafam karışmış, içime derin bir huzursuzluk çökmüştü!  Çataldan anten yapma yöntemi ile (Mac Gayver ile büyüyen bir nesiliz biz!) zar zor TRT’yi ayarladık siyah beyaz televizyonda. Yaklaşık 1 saat izledik, ne bir son dakika, ne bir alt yazı sıra dışı  hiçbir şey yoktu…biraz kızdım, Abartmış  besbelli pezevenk! dedim, huzursuz da olsa kesintisiz bir uykuya dalıverdim…Koca bir ülke gibi!

Ertesi sabah köy kahvesinde kahvaltımızı yaparken, bir yandan gözüm televizyonda bir yandan ortamda dönen muhabbetlerdeydi…İstisnasız hemen hiçkimse sıra dışı bir durumdan bahsetmiyordu. Derken telefonumun cılız da olsa internet bağlantısının olduğunu fark ettim (edge)… Yılların gözağrısı ekşiye bir göz atayım dedim, çeşmeden güğümle su taşıyan nazlı yar misali yavaş yavaş açıldı o yeşil sayfalar. Günün başlıklarının neredeyse tamamı Gezi Parkı ve yaşananlar ile ilgiliydi, ama içerikleri okumak imkansıza yakındı, zira sayfalar tam olarak açılmıyordu. Konu nedir, tam olarak anlamasam da , başlıklar beni dehşete düşürmeye ve bir şeylerin çok kötü gittiğine ikna etmeye yetmişti. Teyit amaçlı,  hemen yanı başımda masada duran gazeteye uzandım, bir tuhaflık yoktu her şey fazlasıyla normal gibiydi, hatta Jupiter burç değiştirmiş, bana 3 vakte kadar para huzur, mutluluk vardı! Tarihini kontrol edeyim dedim, doğruydu! Allah allah! Adeta bir kamera şakasına seçilmiş kurban gibiydim, aynı zaman diliminde yaşanan iki farklı gerçeklik arasında , yaşananların ne olduğunu anlayabilmek için iğneyle kuyu kazmaya çalışıyor, kayboluyordum!. Zar zor açılan internet sayfalarına ve twitter başta olmak üzere sosyal medyaya göz gezdireyim dedim, yazanlar karşısında şok olmuştum, durum pek karışıktı, tuhaftı, iddialara göre  İstanbul’da halk sokaklara dökülmüş, hükümet ciddi şekilde protesto ediliyor ve bazı semtlerde insanlar orantısız şiddete karşı tek yürek direniyordu. Panik halde hemen annemleri aradım, olaylardan habersizdiler. Yaşananları anlayabilmek için , haber kanallarına bakayım dedim “kral penguenin büyük göçü vardı!…tiksindim!

Dayanamadık, dönmeye karar verdik! Yola çıktıktan sonra, bir gece önce aradığım arkadaşa nihayet ulaşabildim, soluk soluğaydı…polisten kaçıyoruz, dün gece hiç uyumadık, kapatmam gerek! minvalinde bir şeyler söyledi,  <Oğlum ne polisi, aile babası adamsın sen, hayatında kırmızı ışıkta geçmemiş, beyaz yakalı efendi birisin> falan diye ahkam kesiyordum ki, telefon bir daha ulaşılmamak üzere kapandı. Keşan-İstanbul arasını hiç bu kadar kısa sürede gittiğimi hatırlamıyorum (saolsun devletimiz, bu performansımı takdir etmek için bir süre sonra arkamdan 390 küsür tl lik hız cezası görünümlü plaketi tarafıma gönderdi! )

Eve yaklaştığım zaman gördüklerim inanılmazdı…Barbaros bulvarı kapatılmış, hemen her yere barikatlar kurulmuştu! Binlerce polis, ellerinde Türk bayrakları ile sloganlar atan ve sağa sola kaçışan insanları kovalıyor,  Mustafa Kemal’in askerleriyiz diye bağıran insanları copluyordu, kaçmaya çalışanlar gaz fişekleri ile avlanıyordu…

Yani anlayacağınız,  siz Gezi’deyken, ben gezideydim arkadaşlar! Neyse ki başta kaçırdıklarımızı sonradan telafi etme fırsatımız oldu!

May 20, 2015 - kişisel    Yorum Yok

Güzel kadın…

biberliekmekÇok özel bir kadın tanıdım, dünyalar güzeli!

Ellerinden lezzetin, sözlerinden nezaketin, yüreğinden merhametin eksik olmadığı, gözlerinden her daim sevgi bakan, muhteşem bir kadın…

Hayatı çile dolu geçse de, tek bir gün bile şikayet ettiğini duymadığım, metanetine ve zekasına hayran olduğum, yıllar yılı sesinde öfkenin, yüreğinde fesadın zerresine rastlamadığım, asla kendisi için bir şey istediğine tanık olmadığım <bu ve benzeri konularda örnek almaya beyhude çabaladığım>, erdemli, asil, özel, çok güzel bir kadın!

 Hepimiz, seni çok ama çok seviyoruz güzel kadın, n’olur çabuk iyileş!

 torunun

Sayfalar:123»