Kas 29, 2015 - gündem, siyaset, yorum    Yorum Yok

Elçi’ye zeval oldu…

Ölüm nereden ve kime gelirse gelsin insana yakışmıyor ve ne mutlu ki bizler, sırf <bana benzemiyor, fikirdaşım, yoldaşım, gardaşım değildir!> diye başkasının ölümüne sevinen güruhun bir parçası değiliz. (…ama pek az kaldık bilesiniz!)

Baştan belirteyim, Tahir Elçi‘yi sadece televizyon programları ve PKK ile ilgili sivri açıklamalarından bilirim. İfade ediş tarzına ve taban tabana zıt olduğum görüşlerine asla katılmasam da, fikirlerini <pek çok politikacının arsızca yaptığı şekilde> dansöz gibi kıvırarak değil, <net bir şekilde> milyonlar önünde ifade edebilecek kadar cesur olması, doğup/büyüdüğü toprakları terk etmeyip, mesleğini <mücadelesine inandığı> coğrafyada icra etmesi, bence oldukça tutarlı, saygıdeğer hatta şapka çıkarılacak kalibrede davranışlardı…Hem kendisine, hem de görevini yaparken hayatını kaybeden polislere yazık oldu.

Kimse ses çıkarmasa da, elinde silah olmayan insanların katledilmesi, gazetecilerin ve fikir insanlarının düşünceleri nedeniyle hapsedilmesi uzun süredir bu ülkenin en temel gerçeği. Hele ki toplumun <bana dokunmayan yılan bin değil, yüzbin yaşasın düsturu>, cehaletle beslenen nefreti, geleceğine ilişkin teslimiyetci ruh hali ise pek dehşet verici bir durum. Hayatını kaybedenlerin sevenlerine bir kez daha bol sabır diler, vatandaş olarak devlete faillerin en kısa sürede yakalanmasını beklediğimizi hatırlatmak isterim.

Hani olmaz ya, biz gene de umalım ki bu olay, hepimiz için milat olsun. Çözümü, şiddette, sindirmede, silahta arayanların, kaderin oldukça kahpe ve ucunda raksedilen bıcağın iki tarafının da birbirinden keskin olduğu gerçeğini en kısa sürede farketmeleri dileğiyle.

Kas 18, 2015 - gündem, siyaset, yorum    Yorum Yok

Riyakarlık diz boyu…

imageIŞİD terörü kana doymuyor, Paris’te patlayan bombalar, 120’den fazla masum insanın ölümüne neden oldu. Tüm bu yaşananlar karşısında Dünya şokta, barışa ve aydınlık yarınlara inancımız daha da azaldı. Acıdır ki içinde olduğumuz bu ruh hali, tam da terörün hedeflediği şey aslında, tedirginlik gittikçe artıyor, kaygılar, öfkeler tavan yaptı ve insanlar delicesine korkmakta. Umalım ki bu karanlık dönemler en kısa sürede bir daha asla tekrarlanmayacak şekilde bitip gitsin!

Bütün bunlar yaşanırken rahatsız edici bir detay dikkatli gözlerden kaçmıyor. Konuyla ilgili yapılan haberlere ve verilen tepkilere bakıldığında, vicdanların ve global medyanın <masum insanların ölümünde bile> çıkar doğrultusunda hareket ettiği, çifte standart uyguladığı net olarak fark ediliyor. Pek çok kez olduğu üzere insanlık onuru bir kez daha sınıfta kalıyor…

Paris katliamını tüm detayıyla çarşaf çarşaf servis eden ve çok kısa sürede aydınlanması için her türlü işbirlikteliğini gösteren global medya ve siyasiler, çok değil sadece o olaydan 1 gün önce Beyrut’ta patlayan canlı bombalar sonucu ölen 50 kişi için sessiz kalmayı tercih etmişti… Ayıp! Tıpkı 1 ay önce Ankara Barış mitinginde <kokteyl teröre> kurban giden 106 can gibi… ya da 4 ay önce Suruç’ta yitip giden 32 genç kardeşimiz gibi… 2 yıldır bilinçli olarak gündemden düşürülüp, toplumumuza unutturulmaya çalışılan Reyhanlı gibi… Failleri aynı olan ve sivillerin hedef alındığı benzer olaylarda verilen farklı tepkilerin ardındaki zihniyetin, üzerine bombalı yelek bağlayarak bu eylemlere kalkışanlardan çok da büyük farkı yok aslında! Zira her ikisi de insan hayatını hiçe sayarak, çıkarları doğrultusunda öldürmeyi (ya da ölümlere susmayı) kendisine hak görüyor…Acı ve utanç verici, yalan mı?!

Lütfen yanlış anlaşılmasın, Paris’te yaşananlara tabii ki üzülelim, asla susmayalım ve terörü sonuna kadar lanetleyelim ama;

  • Demokrasi getireceğiz diye Ortadoğu’da yapılan katliamları,
  • Talibanı bitireceğiz diye Afganistan’a girenleri,
  • Türkmenler üşümesin diye tırlar dolusu battaniye gönderenleri!
  • Cezayir’i , Fas’ı, Mısır’ı, Libya’yı arka bahçeye çevirenleri,
  • Afrika’yı <hala doymaksızın ve utanmaksızın> sömürenleri,
  • Bosna’da gözlerine perde inen monşerleri,
  • Çin’de yaşanan insan hakları ihlallerini,
  • Filistin’i, Nijerya’yı, yazmak için yüreğimin direnip, mabadımın engellediği onlarca gerçeği de unutmayalım e’mi!?

 

Hani insanız ya, son tahlilde!

 

Sayfalar:«12345678...69»