Eyl 18, 2012 - dizi, inceleme, tavsiye    2 Yorum

REVOLUTION: …ya cereyan kesilirse!

Yazıya öncelikle yorum ya da eleştiri yazabilecek seviyede “hard-core”  bir dizi izleyicisi olmadığımı, hatta yerli-yabancı hiç bir diziyi hakkını vererek takip etmediğimi belirterek başlamak pek de yanlış olmayacaktır…(yazar, burada beklentiyi düşük set ediyor! )

Benim Revolution ile tanışmam tamamen tesadüfi bir şekilde oldu. Çok sevdiğim bir arkadaşımın yoğun ısrarı ve onu kıramamam neticesinde bir bakmışım ki pilot bölümü izleyivermişim ve internette harıl harıl henüz yayınlanmamış ikinci bölümü aramaktayım!…Neyse, girizgahı fazla uzun tutmayıp konuyu dağıtmadan biraz da diziden bahsedelim;

Revolution’ı kısaca, “Lost ile efsane olup milyonların sonsuz kredisini kazanan ve yıllardır birbiri ardına yaptığı vasat yapımlarla da, bu bitmek bilmez kredisini bonkörce harcamakta olduğuna inandığım efsane yapımcı JJ. Abrams’in yeni bilim kurgusu  olarak tanımlayabiliriz (bence dogrusu kurgu-bilim ya neyse!)…”

Dizinin tanıtımlarından ve izlediğimiz pilot bölümünden anladığımız kadarıyla konu;

“Dünyada  elektrik ile calışan tüm sistemler sistemler  ve buna bağlı enerji kaynakları “sebebi açıklanamayan” bir nedenden ötürü devre dışı kalır ve modern hayat düzeni iflas eder…işte güzide dizimiz bu sıradışı olayın (The Big Blackout) üzerinden 15 yıl geçtikten sonraki yaşanan ilginç olayları “bir JJ.Abrams klasiği olduğu üzere” bol bol flashbacklerle süsleyerek biz masum izleyicilere aktarmakta ve bizi aydınlatmaktadır (Allah razı olsun!)”

İlk bakışta konu her ne kadar pek sıradışı değilmiş gibi görünse de, doğru işlenmesi ve seyirci tarafından kabullenilmesi durumunda Revolution en az bir kaç sezon izlenebilecek potansiyele sahip, eğlenceli ve sürükleyici bir yapıma dönüşebilir. Lost kadar uzun soluklu ve başarılı bir yapım olabilme ihtimalinin zayıf olduğunu düşünsem de, özellikle ilk sezonların izlemeye değer ve sürükleyici olacağı kanaatindeyim…(tabii yeterli ilgiyi görüp, çekilmeye devam ederse!)

–spoiler–
Madem elektrik yok, viskine nasıl buz atıyorsun be Monroe Başgan!..

Ablaya dikkat! (bkz: Tracy Spiridakos)

İzlerken yanınızda mutlaka vanilyalı dondurma bulundurun

Arada gidin buzdolabınızı kucaklayın, saç kurutma makinanızı falan öpün…halinize şükredin!
–spoiler–

İzleyip de beğenmeyen sevgili okurlar lütfen bu yazıya cok fazla olumsuz yorum yazmayın e’mi?!! Eş-dost falan  hep takip ediyor buraları…valla!

İyi eğlenceler…

Eyl 18, 2012 - film, kitap, sinema, tavsiye    Yorum Yok

Film Önerisi: The Man from Earth

The Man from Earth, öğrencileri ve arkadaşları tarafından çok sevilmesine rağmen okulunu ve kurulu düzenini terk etmeye karar vermiş Profesor John Oldman’ın bu enterasan kararının arkasındaki garip ama sürükleyici hikayesini konu alan bir film. Profesor John Oldman, kendisine veda etmeye gelmiş bir grup arkadaşına “aslında kendi tercihi olmamasına rağmen” 14.000 yıl boyunca yaşamak zorunda kaldığı hayatı, tarihe yön veren pek çok olayın içinde bulunmasını ve hatta bazılarına bizzat sebep olmasına dair garip hikayesini aktarmaya çalışırken, aralarında tarih profesörü, antropoloji profesörü, din profesörü, psikolog ve biyologun bulunduğu bir oda dolusu bilim insanı ve professörün zaman zaman sert tartışmalara dönüşen keyifli müzakeresi seyirciye muhteşem sürükleyici ve surprizlerle dolu bir kurgu izlettirmekte…

Yönetmenliğini Richard Schenkman ‘ın yaptığı 2007 yapımı filmde Profesor John Oldman’ı David Lee Smith canlandırmakta ve film 7.9 not ortalasıyla IMDB top 5000 içerisinde yer almakta.

Herkese iyi seyirler…

Sayfalar:«1...6364656667686970»